Anasayfa Tarihçe Kurs Programı Rehberlik Şubelerimiz Kültür Yayınları İletişim

BAŞARISIZLIK
DOĞRU İLETİŞİM NASIL KURULUR
EĞİTİM

BAŞARISIZLIK

Başarısızlık, modern kapitalizmde en büyük tabu haline geldi. Etrafını kuşatan bu tabular yüzünden başarısızlık, yüzleşmekten korktuğumuz bize acı veren bir deneyimdir aynı zamanda.

Sadece maddi anlamda algılanan başarı ve başarısızlık modern kapitalizmde bize dayattığı popüler kültürün algısıdır.

Günümüzün esnek ve kısa vadeli tüketimine dayalı yaşam anlayışı, kişinin gelecek hedeflerini ve ileriye dönük bir amaç oluşturmasını engelliyor.

Günümüzde başarısızlığa mahkum olan insanların sayısı giderek artıyor. Başarıya ulaştırma reçeteleriyle dolu olan popüler kültürün tüm araçları, başarısızlıkla baş etme konusunda büyük ölçüde sessiz.

Kişinin başarısızlıkla yüzleşmesi ve başarısızlığı yaşam öyküsünde yer ayırması çok zor rastlanan bir olgudur. Çoğumuz "Başarısız oldum" sözündeki bizi için için kemiren suçluluğu gidermek için "Hayır, başarısız olmadım, ben bir kurbanım, bana ihanet ettiler, benim hakkımı vermediler!..." gibi bizi rahatlatıcı klişelere sığınırız. Ancak, keskin bir reddetme hamlesi ile başarısızlığı ortadan kaldıramayız.

Açık açık yüzleşemediğimiz tüm konularda olduğu gibi başarısızlık konusunda da içimizdeki obsesyon ve utanç daha da şiddetleniyor. Beynimizi kemiren "Gerçekten başarısızım" düşüncesi değişmeden kalıyor.

 Başarı ve başarısızlığın birbirine zıt kabul edilmesi bile başarısızlıkla yüzleşmekten kaçınmamıza bir nedendir.

Başarısızlık duygusunun eldeki niceliklerle, parayla, şanla, şöhretle giderilememesinin nedeni hayatı anlamlı kılmayı başaramamak, kendinde değerli birşey görmemek, sadece var olmanın ötesinde bir varlık gösterememektir.

Peki, kişisel başarısızlığın pan zehiri nasıl bulunur?

  • Umudun ve arzunun kırılmasıyla birlikte yaşamı katlanır bulmanın tek yolu acı da olsa gerçekle yüzleşmemizle olur.
  • Yaşamın acılarına sessizce katlanmamakla olur.
  • "Bunu önceden görmeliydim..." veya "Keşke" ile başlayan dertlenmelerden vazgeçip gerçeği bütün boyutlarıyla kabullenmemizle olur.
  • Hem beceri hem de mücadele yoluyla sağladığımız mütevazi bir gerçeği sahip emeğimizin sonucunu bir kariyere dünüştererek amaçsılık duygusundan kurtulmamızla olur.
  • Davranışlarımızın, yaşamımızla ilgili verdiğimiz tüm kararlarımızın sorumluluğunu almakla, yaşamımıza hakim olmakla olur. Bunu yapabilmek için de bilimin, profesyonel bilginin doğru bir biçimde kullanılması ile olur.

Bu öneriler, öğütler düzeyinde kaldığı sürece iyileştirici, düzeltici bir etkisi olmayacaktır.

Tedavi, tüm başarısızlıklarla, zorluklarla yüzleşilirse olanıklıdır. Yaşamın sadece başarılı, mutlu sona varan masalsı anlatılırla sınırlı olmadığını; yaşamın başarısız bir başka yüzünün de olduğu ve bununla yüzleşmekten kaçınmamak gerektiği düşüncesi kabul edilmelidir.

Copyright © 2009 - Tüm Hakları Saklıdır.